Google

Azalmış Yumurta Rezervleri ve Yumurtaların Dondurularak Saklanması

  AZALMIŞ  YUMURTA REZERVİ ve YUMURTA DONDURMA

  Kadınların toplumdaki yerinin hızla değişmesi, kariyer yapan kadın sayısındaki artma ve evlenme yaşının ilerlemesi gibi nedenlerle çocuk doğurma planlarını erteleyen kadın sayısı da giderek artmaktadır. Ancak kadın yaşının ilerlemesiyle birlikte yumurtalık rezervi azalmakta ve bunun sonucunda da doğurganlık potansiyeli azalmaktadır. Ayrıca ailede erken menopoz öyküsü varsa veya geçirilmiş yumurtalık cerrahisi veya kemoterapi-radyoterapi almak zorunda kalan kadınlar başta olmak üzere, bazı kadınlarda yaşları genç olsa dahi over rezervi daha erken yaşta azalmaya başlamakta ve gebe kalma olasılığı da erken yaşlarda azalmaktadır. Bu nedenle birçok kadın ileride çocuk sahibi olabilme ile ilgili yoğun kaygılar yaşamaktadır.

  Pek çok kadın “Acaba bende erken menapoz riski var mı ya da hamile kalmayı kaç sene daha erteleyebilirim?” sorusuyla karşımıza gelmektedir. Yapılacak ultrason muayenesi ve bazı hormon tahlilileri ile yumurtalık rezervini yani bir anlamda erken menapoz riskini saptayabilmekteyiz. Yapılan muayene ve hormon tahlilleri sonucu yumurtalık(over) rezervi azaldığını ön gördüğümüz bayanlara çocuk doğurma planlarını ertelemeden hemen gerçekleştirmelerini öneririz. Eğer yumurta rezervleri iyi ise o zaman hayat planını kendi arzusuna göre yapabileceğini, çocuk doğurmayı birkaç yıl daha erteleyebileceğini söyleyebiliriz. Ancak 35 yaş üzeri her kadında doğal olarak yumurta rezervleri azaldığından yani bir anlamda çocuk doğurma şansı azalacağından bu yaş üzerinde çocuk doğurmak için gecikilmemelidir.

Yumurtalık rezervi nedir?
Her kadın doğduğunda kendisine ait belli bir yumurta sayısına (yumurta rezervi) sahiptir (1-2 milyon), ergenlik döneminde bu yumurta sayısı 400 bine iner, yani yaş ilerledikçe yumurta havuzundaki yumurta sayısı azalır.  Yaş ilerledikçe özelliklede 36-37 yaşından sonra yumurta  sayısı ve kalitesi azalır, yaklaşık 25 bine düşer. 40 yaşından sonra bu olay daha da hızlanır. Ortalama 45-50 yaş civarında yumurtalar iyice tükenir ve menopoz dönemi başlar. Artık yumurtalıklar fonksiyonlarını sürdüremez ve adet kanamaları kesilir.

Bir kadının yumurtalıklarında bulunan foliküllerin (yumurtaların) sayısı ve kalitesi hamile kalabilme kapasitesini belirler. Yumurta Rezervi azalan kadında gebe kalma şansı da azalır, hatta gebelik olsa bile düşük riski artar. Bu sebeple özellikle çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerde yumurta rezervlerinin değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Çünkü her zaman kadının kronolojik yaşı ile yumurtalık yaşı paralel gitmeyebilir, bazen yumurtalığın yaşı kadının yaşından daha büyük olabilir. Yani kadının yaşı 25-30, yumurtalığın yaşı 40 olabilir, bu da erken menapozu beraberinde getirebilir. Yumurta rezervlerinin değerlendirilmesinin sonucuna bağlı olarak infertilite (kısırlık) tedavisi için uygulanacak yöntem hakkında ve kişinin hamile kalabilme şansı hakkında önemli bilgiler elde edilir.

Yumurta Rezervinin yüksek olması kadının yumurtalıklarındaki foliküllerin fazla  ve hamile kalma şansının yüksek olduğunun göstergesidir.

Yumurta Rezervinin azalmasına neden olan faktörler nelerdir?
- Yaş,
- Sigara alışkanlığı
- Önceden geçirilmiş yumurtalık ve kist ameliyatı
- Çikolata kisti (endometriosis)
- Kemoterapi veya Radyoterapi
- Bazı genetik hastalıklar, örneğin frajil X sendromu, mozaik turner sendromu
- Ailede erken menopoz

Yumurta rezervlerinin durumunu nasıl anlarız?
Çocuk isteği ile tedavi planlanan kadınlarda mutlaka yumurtalık rezervi değerlendirilmelidir.
Transvajinal Ultrasonografi
Adetin 3. Gününde yapılan ultrasonografide antral foliküllerin sayısı yumurta rezervlerinin belirlenmesinde güvenilir bilgi vermektedir. Her iki yumurtalıkta en az 6-7 tane büyüme potansiyeli olan folikül  (antral folikül) olması yumurta rezervinin iyi olduğunu gösterir. 4 ten az olması yumurta rezervlerinin azaldığını düşündürür. Fakat buna rağmen tek başına değil diğer testlerle birlikte değerlendirilmelidir.
Yumurta rezervlerinin değerlendirilmesinde bazı tetkiklerden yararlanmaktayız.
FSH (Folikül Stimülan Hormonu) Ölçümü:
Adetin 3. gününde kanda ölçülen bu test yumurta rezervi konusunda önemli bilgiler vermektedir. FSH beyinde hipofiz tarafından salgılanır ve yumurtalıklardan yumurta gelişimini uyaran bir hormondur. Yani yumurtaların büyümesini ve estrojen hormonunun salınmasını sağlar. Yumurtalık bu hormona ne kadar iyi cevap verir ise FSH o kadar az salgılanır. Ancak yumurtalardaki yumurta sayısı azaldığında yani yetersiz estrojen üretilmeye başlandığında beyinden salgılanan ve yumurtalara emir veren  FSH seviyesi de yükselmeye başlar.  Adetin 3.gününde FSH ölçümü yapılması halinde FSH hormonunun düşük olması yumurtalık rezervinin iyi olduğunu, yüksek olması ise azaldığını gösterir.  FSH değeri 10’nun üzerinde olan hastalara tedaviye başlama açısından mutlaka acele etmelerini öneriyoruz.
LH (Luteinizan Hormon) Ölçümü
Döllenmeye uygun olgun bir folikülün gelişimi için FSH ile birlikte LH gerekmektedir. FSH hormonu etkisiyle foliküller büyür ve adetin orta döneminde LH (Luteinizan Hormon) hormonunun etkisiyle çatlar ve yumurtlama gerçekleşir.
LH, yumurtanın olgunlaşmasından ve çatlamasından sorumludur. Ayrıca hamileliğin ilk zamanlarında gerekli olan desteği sağlayan korpus luteumun (yumurtanın atıldığı folikülün sonraki hali, hormon salgılayan yapı) devamlılığını sağlar. LH etkinliği için uygun bir değer aralığı vardır. Çok yüksek olması yada çok düşük olması yumurtaya zarar verdiğinden LH düzeyi de önemlidir.
LH’unun ölçümü ve yükselmelerinin izlenmesi yumurtalık rezervi hakkında bilgi verir ancak FSH kadar önemli değildir.
E2 (Estradiol) Ölçümü
E2’nin adetin 3. Gününde yapıldığında 75 pg/ml nin altında olması iyi rezerv olduğunun bir göstergesidir. Fakat bu ölçüm yapıldığında tek başına bir kriter olarak değerlendirilmemelidir. FSH ile birlikte değerlendirilmelidir.
İnbihin B Seviyesi
FSH üzerinde etkisi vardır. Yaş ilerledikçe ve yumurta rezervinin de azalmasıyla beraber İnhibin B seviyesi azalır. FSH artar. Adetin 3. Günü bu düzeyin 45 pg/ml den düşük olması kötü over rezervi göstergesidir.
AMH (Anti Müllerian Hormon)
Over rezervi azaldığında AMH seviyesinde düşüş meydana gelir. Over rezervi için güvenilirdir. Adetin 3. Gününde yapılması şart değildir. Herhangi bir günde yapılabilir.
FSH ve LH yumurtalıkların faaliyetinde etkilidirler. Ancak bunlar dolaylı belirteçlerdir. AMH ve InHibin B ise direkt olarak yumurtalıklarda üretildikleri için rezerv ve yumurtalık fonksiyonlarını doğrudan göstermektedir. Ayrıca FSH bazı dönemlerde değişiklikler gösterirken AMH ve Inhibin B daha stabil durumda olur.
Clomiphene citrate challenge test (CCCT)
Over fonksiyonunu gösteren dinamik bir testtir. Klomifen citrat ile yumurtalıkların uyarılıp yumurtanın yanıt verip vermemesi esasına dayanan bir testtir. FSH düzeylerinin yorumlanmasına katkı sağlamaktadır.

Yumurtalık rezervleri ilaçlarla veya yiyeceklerle artar mı?
Yumurtalık rezervi azalan kadınlarda yaş genç bile olsa gebelik şansı azalabilmektedir. İlaçlarla veya yiyeceklerle yumurtalık rezervini iyileştirmek yani yumurta sayısını arttırmak maalesef  mümkün değildir.

Yumurtalık rezervleri azaldığında ne yapmalı?
Yumurta Rezervinin azalmış olması hastanın gebe kalamaması anlamına gelmez. Rezervi azalmış birçok hanım kendiliğinden gebe kalabilmektedir. Yumurtalık rezervi azaldığını tespit ettiğimiz kadınlarda artık zamana karşı yarışarak bir an önce çocuk sahibi olmalarına gayret gösteririz. Bu amaçla infertilite(kısırlık) testlerini beklemeden yapar, başka sorun varsa ortaya koyar ve hemen tedaviye başlarız. Bu grup hastalarda tüp bebek opsiyonunu daha hızlı devreye sokmaktayız, ancak tüp bebek başarı oranlarının en düşük olduğu grup maalesef yumurtalık rezervi az olan hastalardır. Çünkü yumurta  hücrelerinde ki sayıca azlık beraberinde kalitesel azalmayı da getirmektedir. Over rezervi az olan hastalardan daha az sayıda yumurta hücresi elde edilebilmektedir. Elde edilen bu hücrelerin döllenmesi, bölünmesi ve embriyo oluşturma kapasiteleri daha düşük olmaktadır. Over rezervi az olan hastalardaki bu azalmış gebelik şansını tüp bebek yöntemi ile en iyi şekilde kullanmaya çalışırız. Bundan dolayı aşılama gibi gebelik şansı düşük olan tedaviler ile devam etmek vakit kaybetmek olacaktır.

Yumurta rezervleri az olan hastalara uygulanan bazı tedavi protokolleri vardır, burada önemli olan hastaya en uygun protokolü belirlemektir.  Yumurtalık rezervi azalmış hastalarda kesin işleyen bir protokol yoktur. Pek çok protokol vardır.  Kullanılan tedavi protokolü ve ilaçlar elde edilen yumurta sayısını arttırılabilmekte ise de gebelik şansı yumurtalık rezervi azalmış kişilerde en iyi ihtimalle % 30’lardadır. Yaş 30 altı ise, bu oran % 40 olabilmekte, 40 yaş ve üzerinde ise % 10-20’lere inmektedir. Bu nedenle tüp bebek tedavilerinin başarısını belirlemede yumurtalık rezervi önemli bir belirleyicidir.

Yumurtaların Dondurularak Saklanması nedir? mümkün mü?
Kadınların kariyerlerini ön plana almaları veya evlenme yaşını ertelemesi çocuk yapma planlarını da daha ileri yaşlara ertelemesine neden olmaktadır. Fakat kadınlarda gebe kalma olasılığı yaşın ilerlemesiyle birlikte düşmektedir. Ancak artık günümüzde kadının doğurganlığını çok daha ileri yaşlara götürebilecek tedavi ve teknolojiler  mümkündür. Kadının genç yaşlarda yumurtalık rezervi iyi iken yumurtaları saklanabilir. Kadın daha  ileri yaşta gebelik planladığında bu donmuş yumurta hücreleri çözdürülerek kullanılabilir ve rahatlıkla gebe kalması sağlanabilmektedir. Bu sayede kadınlar hangi yaşta gebe kalmak isterlerse istesin yumurtaların kalitesi ve yaşı dondurma işleminin yapıldığı dönemde olacaktır. Bu sayede sağlıklı bir gebelik elde edilecek ve bebeklerde sağlıklı olacaktır.

Yumurtanın dondurularak saklanması yeni  bir tekniktir. Avrupa ve Amerika da en sık olarak rapor edilen tıbbi yumurta dondurma sebepleri, evli olmayan hanımlarda ve kısırlık oluşturma riski yüksek olan kanser tedavisi öncesinde yumurtanın dondurulmasıdır. Ülkemizdeki yönetmelikler eskiden sadece kanser tedavisi nedeniyle yumurta hücrelerini kaybetme riski olan kadınlar için yumurta dondurulmasını izne bağlamaktaydı. Ancak bir kaç ay önce Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre artık henüz aile kurma şansına kavuşamamış ama ilerleyen yaşı nedeniyle yumurtalıklarının tükenme riski olan kadınlara da yumurtaların dondurulmasına izin vermektedir. Yani sadece kanser hastaları, yani kemoterapi ya da radyoterapi gören kişilerin değil,artık çocuk, genç, evli ya da bekâr yumurta rezervi azalan herkesin yumurtalarını dondurmasına izin verilmekte, ayrıca 5 yılla sınırlı olan saklama süresi sınırsız duruma gelmiştir.

İyileşme şansının yüksek olduğu ve IVF tedavisinden olumsuz etkilenmeyecek kanser hastalarında kanser tedavisi öncesi veya ciddi endometriozis tanısı alan hastalarda veya  erken menopoz riskinin yüksek olduğu tıbbi rahatsızlıklarda veya gebeliği yakın vakitte düşünmeyen ancak gebelik şansının azaldığı tespit edilen hanımlarda yumurta dondurulması düşünülebilir.

Dondurma ve çözülme işlemlerinden sonra elde edilen canlı yumurtalar ile oluşan gebeliklerde dondurma işlemine bağlı gelişen bir doğum arazı riski gözlenmemiştir.

Yumurta dondurma işlemi nasıl yapılır?
Yumurtalarının dondurularak saklanmasını arzu eden bir hanım normal bir tüp bebek tedavisi basamaklarından geçer, yani yumurtalar ilaçlarla uyarılır, belli bir aşamaya gelindiğinde bu yumurtalar genel veya lokal anestezi altında ultrason yardımıyla özel bir iğneyle toplanır. Toplanan yumurtalar vitrifikasyon dediğimiz yöntemle (-196 derecede sıvı nitrojen içeren tanklarda) hızlı şekilde dondurulur. Vitrifikasyon yöntemiyle dondurulmuş yumurtalar, çözündüğünde % 90-95 oranında canlılık sağlanmaktadır. Çözdürülen bu yumurtalar, erkekten elde edilen spermlerle mikro enjeksiyonla döllendirilir. Bu embriyolar daha sonra kadının rahmine transfer edilerek, gebelik elde edilir. Yumurta dondurma işlemi kadının üreme yeteneğini koruyan bir uygulamadır.

Yumurta dondurma işlemi kimlere uygulanmaktadır?
Kanser tedavisi görecek olan kadınlar: Kanser tedavisinde uygulanan kemoterapi ve radyoterapi kadının yumurtalıklarının hasar görmesine neden olmaktadır ve ileride bu kadınlar tedavileri bitip iyileşseler dahi gebe kalamamaktadır. Kanser tedavilerinden önce yumurtalar dondurulduğunda kadının daha sonradan bebek sahibi olması sağlanabilmektedir.
Erken menopoz riski olan kadınlar: Özellikle ailesinde erken yaşta menopoza girmiş akrabaları olan kadınların kendisi de erken yaşta menopoza girme riski taşır. Bu nedenle kadınların doğurganlık özelliklerinin ileri yaşlara taşınmasını sağlamak için yumurta dondurma işlemi yapılabilir.
Yumurtalık rezervi azalan kadınlar: Her kadın doğumuyla birlikte belirli bir yumurta rezerviyle doğmaktadır. Bu rezerv her ay görülen adet dönemlerinde belirli bir oranda azalır. Özellikle 35 yaşından sonra kadının doğal yollarla gebe kalma olasılığı giderek düşer. Çünkü yumurtalık rezervleri azalmış ve yumurtaların kalitesi düşmüştür. Bu durumda evliliğini ve gebe kalmayı ertelemiş olan kadınların ileri yaşlarında hamile kalmasını sağlayabilecek yumurta toplama işlemi uygulanabilir.
Yumurtalıkların alınmasını gerektirecek ameliyatlardan önce: Kadınlar yumurtalıklarını etkileyecek hastalıklar nedeniyle ameliyat olacaklarsa, ileride bebek sahibi olmalarını sağlayacak yumurta dondurma işlemi yaptırmaları tavsiye edilir. Rahmin alınmadığı, sadece yumurtalıkların alınmasını gerektirecek operasyonlar, bebek sahibi olmaya engel olmamalıdır.
Tüp bebek tedavisi sırasında: Tüp bebek tedavisi sırasında kadından elde edilmiş olan yumurta hücrelerine karşılık, erkekten sperm elde edilemediği durumlarda yumurtalar dondurulabilir. Bunlar daha sonra sperm elde edilince yeniden kullanılabilir.

Yumurta dondurma işlemi hangi yaşlarda yapılmalıdır?
Yumurta dondurma işlemi yumurta rezervlerinin halen yeterli olduğu her yaşta yapılabilir. Ancak en uygun yaş 35 yaşından öncedir. Çünkü 35 yaşından önce yumurta hücreleri sağlıklı ve istenen kalitededir. Bu yaşlardan sonra elde edilen yumurtalar, sağlıklı bir gebelik elde edilmesi için yeterli gelmeyebilir. Fakat yine de uygun görülürse bu yaşlardan sonra da yumurta dondurma işlemi yapılabilir.

Yumurta dondurma işleminden sonra yumurtalar ne kadar süre bekletilebilir?
Dondurulmuş olan yumurtalar için belirli bir bekleme süresi bulunmamaktadır. Yumurtalar ihtiyaç olduğu zamanda çözdürülerek gebelik elde edilmesi için kullanılabilir. Hatta dondurma işlemi sırasında gruplar halinde işlem yapılarak, farklı zamanlarda gebelik elde edilmesi için kullanılabilir.

Yumurta dondurma işleminin başarısız olmasına neden olacak faktörler nelerdir?
Bu uygulamanın başarısız olmasını sağlayacak en önemli etken, çözülmek üzere dondurulan yumurtaların canlılığını yitirmesidir. Yumurta hücresi insan vücudundaki en büyük hücredir. Yapısında fazla miktarda su bulunmaktadır. Dondurma sırasında yumurtanın içindeki suyun buz kristallerine dönüşmesi, yumurtanın zarar görmesine neden olmaktadır. Bu yumurtalar çözdürüldükten sonra döllenme şansı kalmamaktadır. Ancak bu olumsuz etki yumurta dondurma işleminde kullanılmaya başlayan vitrifikasyon yöntemiyle aşılmıştır. Ayrıca döllenme sırasında uygulanan tekniklerde bu başarıya katkı sağlamaktadır. Dondurulan yumurtaların çevresinde bulunan zona pellucida denen kabuğun sertleşmesi spermin döllenme sırasında yumurtaya girişine engel olur. Bu zorluğun aşılması için, spermin yumurtaya direkt olarak enjekte edildiği ICSI tekniği kullanılmaya başlanmıştır. Bu teknikler sayesinde yumurta dondurma işleminden sonra elde edilen gebeliklerde artış meydana gelmiştir. Bu gebeliklerde doğumsal anomali olmadığı gibi,  kadınların doğurganlık yaşı daha ileri yaşlara taşınmıştır.

Yumurta dondurma işleminde başarı oranı nedir?
Yumurta dondurma işlemi kadınlarda yumurta rezervi yeterli olduğu her yaşta uygulanabilen bir yöntemdir. Bu uygulamanın her geçen gün daha fazla rağbet görmesi ve ihtiyaç duyanların artması nedeniyle, teknolojik çalışmalar yapılarak geliştirilmesine çalışılmaktadır. Dondurma işleminin vitrifikasyon yöntemiyle yapılmaya başlanmasının ardından, başarı oranları giderek yükselmeye başlamıştır. Bu sayede yumurtalardaki canlılık oranı artmıştır. Yumurtaların mikro enjeksiyon yöntemiyle spermlerle döllendirilmesi de başarıya katkı yapan uygulamalar içine girmiştir. Günümüzde yumurta toplama işleminin başarı oranları, tüp bebek tedavisinde elde edilen başarı oranlarıyla aynı seviyeye gelmiştir. Elde edilen başarı oranları % 35-50 arasında değişmektedir.


GÜNCEL

Servikal Kanser Hakkında Fantaziler ve Mitler
Servikal kanser (rahim ağzı kanseri) hakkında açıkça konuşmakta pek rahat olmadığımız, kulaktan dolma yanlış bilgilere sahip olunabilen ve duygusal olarak da oldukça etkilenilen bir kanser türüdür. Hakkında bazı yanlış bilgiler ve doğruları...
Kendi Kendinize Genital Muayene
Günümüzde artık her kadın meme kanserinin erken teşhisi için kendi kendine meme muayenesi yapmanın öneminin farkında. Artık genital bölgemizi de keşfetmenin zamanı geldi! Birkaç dakika kendimize ayırarak genital bölgeye ait rahatsızlıkları da farkedebiliriz.
Son Yılların En Tehlikeli Virüsü : HPV !
Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar arasında giderek çok sık rastlanan HPV yani Human Papilloma Virus malesef iyi bilinmemekte,ancak rahim ağzı kanseri (servikal kanser) açısından 1. sırada sebep olarak gösterilmesinden ötürü ciddi şekilde dikkate alınması gereken son yılların en tehlike virüsüdür.
Vajinismus Nedir?
“Vajinismus Nedir” hastalarımızdan en çok aldığımız sorulardan bir tanesi. Özellikle son birkaç yıldır vajinismus kelimesini sıkça duyar olduk.
Azalmış Yumurta Rezervleri ve Yumurtaların Dondurularak Saklanması
Kadın yaşının ilerlemesiyle beraber yumurtalık rezervleri azalmakta ve bunun sonucunda da doğurganlık potansiyeli düşmektedir...
Vajinismus problemine tek seansta çözüm!
Çiftlerin cinsel hayatını kabusa çeviren vaginismus probleminin tedavisi mümkün,Cinsel ilişki esnasında kadının istemsiz olarak vagina bedenini ve vajina kaslarını kasması sonucu cinsel ilişkiye girememe haline "vajinismus" denir.
HPV AŞISI
Aşı virüsün pentamer yapısı taklit edilerek oluştulmuştur (Virüs Like Partikül). Bu nedenle aşı uygulanan bölgede ağrı, şişlik, kızarıklık, kaşıntı, ateş dışında ciddi bir yan etkisi yoktur.
Vajinismus Rahatsızlığının Farklı Türleri Var mıdır?
Vajinismus problemini, kadının cinsel ilişkiye girebilme girememe durumuna göre temel olarak 2 sınıfa ayırıyoruz. Bunlar Primer Vajinismus ve Sekonder Vajinismus.
HPV Aşısı Kimlere Yapılmalı ?
Cinsel yaşamı henüz başlamamış 9 yaşından itibaren bütün kızlar bu aşının birinci hedefidir.Bu yaştaki kızların meningokok konjuge aşısı ve difteri-tetanoz-boğmaca gibi diğer aşılarıda yaptırması gerekir ve birlikte yapılmasının olumsuz etkisi olmadığı gösterilmiştir.
Genital Estetik Cerrahi
Genital bölgenin görünümü düzeltmek ve güzelleştirmek mümkündür. “Vajinal gençleştirme”, “estetik vajinal cerrahi” ve sıklıkla “vajinoplasti”, “labioplasti” olarak adlandırılan cerrahi prosedürler dış genital bölge ve vajinaya daha genç bir görünüm ve sıkılaşmış fonksiyon sağlamak için uygulanmaktadır.
© Copyright 2010 Jinekomed Tüm Hakları Saklıdır. Yasal Uyarı
Powered By Nar Bilişim